Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün yeni raporunda, kişinin zekasının ve yeteneklerinin zamanla geliştirilebileceği inancı anlamına gelen gelişim zihniyeti ve akademik performans arasında olumlu ilişki olduğu belirtiliyor. Gelişim zihniyeti ve öğrenci başarısı daha önce ilişkilendirilmişti ve yeni rapor bu ilişkinin büyük ölçekte geçerli olduğunu doğruluyor.

2000 yılından bu yana OECD, 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen bilgilerini gerçek dünyada kullanma becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programını (PISA) yürütmektedir. Öğrencilere işlenebilir zeka inancıyla gelişim zihniyetine mi yoksa sabit bir zihniyete mi sahip oldukları, insanların belirli yeteneklerle doğdukları inancı hakkında sorular soruluyor.

Genel olarak gelişim zihniyetine sahip öğrenciler, sabit zihniyete sahip akranlarından önemli ölçüde daha iyi performans gösteriyor.

İşte rapordan önemli çıkarımlar.

  1. Gelişim Zihniyeti Notları Artırabilir

Araştırmada “Zekanız, çok fazla değiştiremeyeceğiniz bir şeyinizdir” maddesine katılmayan öğrenciler, katılanlara göre okumada 31,5 puan, fende 27 puan ve matematikte 23 puan daha yüksek aldılar. Bu sonuç, katılımcıların profillerinin ve sosyoekonomik bilgilerinin açıklanmasından sonra bulundu.

Önceki araştırmalar, öğrencilerde gelişim zihniyetinin faydalarını belirtmiş olsa da PISA verileri, gelişim zihniyetini uluslararası ölçekte inceleyen bugüne kadarki en büyük program.

2. Gelişim Zihniyeti Akademik Başarı için Harcamalardan Daha İyi Bir Gösterge Olabilir

OECD Eğitim direktörü Andreas Schleicher, yüksek PISA puanlarının okul harcamalarından ziyade gelişim zihniyetiyle daha yakından ilişkili olduğunu ve bunun küresel eğitim politikaları için önemli bir bulgu olduğunu söylüyor: “Gelişen bir zihniyete ve bir eğitim sistemine sahip öğrenciler, öğrenci başına harcadığımız paradan ziyade öğrenme çıktılarının kalitesi için daha iyi bir göstergedir.

Hatta her türlü geçmişe sahip öğrenciler için gelişim zihniyeti, eğitimde eşitliği sağlamak için bir fırsat anlamına geliyor. Böylece, kriter eğitim bütçesi yerine öğrenci çıktıları olacak ve dezavantajlı öğrenciler daha az eğitim kaybı yaşayacak.

3. Başarı Her Zaman Gelişim Zihniyeti ile Bağlantılı Olmayabilir

Gelişim zihniyeti genellikle iyileştirilmiş eğitim sonuçlarıyla ilişkilendiriliyor, ancak bu ilişki henüz evrensel değil. Şu dört ülkede bu durumun aksi gözlemlenmedi: Kuzey Makedonya, Hong-Kong (Çin), B-S-J-Z (Çin) ve Lübnan.

Bu ülkelerde, gelişim zihniyeti akademik performansla o kadar güçlü bir şekilde ilişkili değil. Raporda, okuma puanları açısından, öğrencilerin sosyoekonomik profiline göre gelişim zihniyetine sahip olanlar Japonya’da yalnızca 22 puan, Kore ve Makao’da (Çin) 17 puan ve Çin Taipei’de 15 puan daha yüksek puan aldı. Gelişim zihniyeti ve okuma performansı Hong Kong’da (Çin) ilşkisizde ve hatta B-S-J-Z’de (Çin) negatif olarak ilişkiliydi.

Rapor yazarları, bunun Konfüçyüsçü çalışma etiğine bağlı olabileceğini düşünse de aslında henüz nedeni bilinmiyor. Dweck, teorinin neden bazı ülkelerde doğrulanmadığını anlamak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor.

4. Gelişim Zihniyeti Öğretmenler İçin de Kıymetli

Önceki araştırmalara göre eğitimcilerin zihniyeti de önemli. 2019’da Science Advances‘te yayınlanan araştırma, ABD’den 150 STEM profesörü ve 15.000 öğrenci üzerinde yapıldı. Araştırmacılar, “daha sabit zihniyetli öğretim üyeleri tarafından verilen derslerdeki öğrencilerin başarı farkı, daha fazla gelişim zihniyetli öğretim üyeleri tarafından verilen derslerdeki başarı farkının iki katı olduğunu” buldular. Ayrıca ders değerlendirmeleri, öğrencilerin sabit zihniyetli öğretim üyelerinin derslerinde motivasyonların düşük olduğunu ve daha olumsuz deneyimler yaşadıklarını ortaya koydu.

Eğitimciler öğrencilere gelişim zihniyetini aşılamanın, sınav puanlarını yükseltmekten daha fazla hayat çıktısı sunacağının farkında olmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz