“Atıksız bir dünya mümkün mü?” sorusunun cevabı hem evet, hem hayır. Atıksız bir dünya oluşturmak için çevreyi kirletmeyen veya arkasında iz bırakmayan ürünler tüketmek gerekiyor. Termodinamik yasalarına göre, atıksız bir dünyanın mümkün olmadığını söyler. Atıksız bir dünya oluşturmak için ekonomik aktivitenin sıfır olması gerekir, bu yönden atıksız bir dünya mantığa ve insan doğasına aykırı düşer. Fakat döngüsel ekonominin ortaya çıkmasıyla bu kavrama farklı bir yaklaşım getirilir.

Lineer ekonomiden döngüsel ekonomiye geçişle beraber, geri dönüşüm atıkların tekrar kullanılmasını sağlar. “Sıfır Atık” hareketi, doğaya atık salınımını durdurarak sorunu kaynağından yok etmeyi hedefler. Hiçbir atık yakılmaz. Zehirli maddeler toprağa, suya veya havaya karışmaz. Yine de bu tek başına sorunu çözmez, bunun için yönetişim mekanizması ve sivil toplum kuruluşlarının desteğine ihtiyaç vardır.

Avrupa’da yaklaşık 400 belediye ve dünya çapında artan sayıda yerel yönetim “Sıfır Atık” stratejilerini benimsiyor. Bu aktörler, atığı aşamalı olarak ortadan kaldırmayı hedefler. Plastik atıklarla mücadele kaynağından başlar: Tek kullanımlık plastikleri ortadan kaldırmak ve alternatif dağıtım sistemlerini teşvik etmek.

İtalya’nın kuzeyinde Toskana Bölgesi’nde bulunan Capannori şehri, Avrupa’da 2007 yılında Sıfır Atık stratejisini oluşturan ilk şehir oldu. Bu belediye kapsamlı bir yaklaşım geliştirdi ve malzeme geri kazanımını en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Farklı atık türlerini azaltmak için ekonomik teşvikler verildi. Örneğin, yerel olarak üretilen ürünleri ambalajsız satan dükkanlar açtı ve şişelenmiş su ihtiyacını ortadan kaldırmak için halka açık içme suyu çeşmeleri kurdu. İnsanların artık ihtiyaç duymadıkları kıyafetleri, ayakkabıları ve oyuncakları alabilecekleri bir yeniden kullanım merkezi kurdu. Bu ürünler daha sonra tamir edilir ve satışa sunulur.

2004-2013 yılları arasında yani 10 yılda, Capannori‘de üretilen atık miktarı yüzde 39 azalarak günde kişi başına 1,92 kilogramdan 1,18 kilograma düştü. Kişi başına atık oranı 2006’da yılda 340 kilogram iken 2011’de sadece 146 kilograma düştü. Bu da yüzde 57’lik bir düşüş demek. Aynı yıl, Danimarka’daki ortalama bir kişi ise 409 kilogram atığı çöpe attı.

2018’de Filipinler’deki San Fernando şehrinde bir kooperatif, geri dönüşüm sağlayarak atık yığınının yüzde 80’ini azalttı. Bu aynı zamanda şehrin ekonomisi için de iyi oldu. Katı atıkların 40 kilometre uzaktaki bir çöp sahasına taşınmasını azaltarak yıllık maliyet yüzde 82 düştü. Tasarruflardan elde edilen gelir, daha fazla atık işçisi istihdamı ve atık yönetimi tesislerinin iyileştirilmesi için kullanıldı.

Capannori ve San Fernando örnekleri, Sıfır Atık’a giden yolun hem “katı” hem de “yumuşak” önlemlerin birleştirmesi gerektiğini gösteriyor. Atık yönetimi, atık türlerinin ayrıştırılması, teknolojik çözümler, ekonomik teşvikler, atık azaltma politikaları ve sürdürülebilir uygulamalar sıfır atık için “katı” önlemleri kapsar. “Yumuşak” önlemler ise politika geliştirerek tüm aşamalarda vatandaşları ve işletmeleri dahil etmeyi amaçlar. Böylece, yeni iş modellerinin ortaya çıkmasına ve tasarrufların topluma geri dönmesini sağlar.

En baştaki sorumuza geri dönecek olursak, geri dönüşüm atıksız bir dünya hareketini tek başına çözemez. Fakat, örneklerde gördüğümüz gibi yönetişim mekanizmaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla desteklenirse maksimum düzeyde başarıya ulaşmak mümkün.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz